halleluyeah

Başlangıç » sosyolojik

Kategori arşivi: sosyolojik

Gelelim Avokadonun Faydalarına

Avocado[1]Neredeyse 200 yıl oluyor bu masalı dinlemeye başlayalı. “Teknolojilerini değil, ahlakını aldık” masalından bahsediyorum. Öznemiz ise batı. Bu ülkemizin okumuş aydın sayılabilecek adamlarının bile kandığı bir çocukluk masalı ve ben de buna uzun süre inandım.

Bu kısa yazıda, bu masalda farkettiğim bir kaç hatayı yazacağım.

(daha&helliip;)

İslam, Doğamıza En Uygun Dindir: Çocuğa Yatırım ve Tesettüre Evrimsel Bakış

1_k Uzun süredir kafamda netleştirdiğim bir görüş var: “İslam, insan doğasına en uygun dindir”. Böyle düşünmemde etken olan tonlarca İslamî kural var; fakat bugün -üzerine daha önce de yazdığım bir konu olan- çocuğa yatırım konusuyla bağlantılı olanını, tesettürü yazmak istiyorum. Başlamadan önce “Doğal, Doğru Demek Değildir“, “Çocuklar Soyadlarını Annelerinden Değil Babalarından Almalıdır” başlıklı yazıların okunması gerektiğini düşünüyorum. Bu yazılarla vermek istediğim manayı özetleyerek başlayacağım; fakat detaylı bilgi almak için bu yazıların okunması önemli diye düşünüyorum. Başlayalım… (daha&helliip;)

Fenerbahçelilerdeki Stockholm (Aziz Yıldırım) Sendromu

Türk futbolu ve fenerbaçe üzerine yapılmış oldukça iyi bir tespit.

C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Güce tek-adam ve monarşi maskesi altında tapınmayı, “bu topraklara işlemiş bir hastalık” olarak yorumlayanı çok gördüm. Ancak “güce tapınma”yı “güç / güç sahibi ile özdeşlik kurma (kimliklenme= identifying with the power)” bağlamında açıklarsak, bunu farklı maskeler altında görünen evrensel bir olgu olarak tespit etmek de mümkündür.

Kamuya açık olsun ya da olmasın, iş hayatında, okulda ya da özel yaşam alanında, geniş ya da dar çerçevede güç ya da güç sahibiyle özdeşlik kurmanın farklı veçheleri vardır. Kimileyin gücün sahibi patron, kimileyin üniversitedeki rektör ya da bölüm başkanı, kimileyin de baba olabilir. Daha da öteye giderek, bu güç sahibine tapınmanın ahlakî bir zaaf ya da anomali olduğunu düşünüp ona eşlik eden bir değer yargısı oluşturmanın güce tapınmanın insanî doğasını anlamada bizi aldatacağını söylemek de mümkündür. Evvelce blogda, bir yazıda bahsetmiştim: İlk günah bağlamında insanın kötülüğünün ona içkin olduğunu varsayan Hıristiyan inancı, beraberinde bu günahın psikolojik ya da toplumsal koşullarının reddini de…

View original post 867 kelime daha

Kanazava, Fazıl Say, Bilimde Politik Doğruculuk ve Düşünce Özgürlüğü

k-bigpic[1]Satoşi Kanazava, Big Think’den kovulmuş. Ne kendisini takip edenleri ne de kendisini tanımadığı halde 21. yyda bilim etiğinin ne hale geldiğini bilenleri şaşırtmadı bu durum. Kısa bir hatırlatma yapmak gerekirse, Kanazava bundan önce Psychology Today isimli e-mecmuada yayın yaparken “Siyahi Kadınların Diğerlerinden Daha Az Çekici Olmalarının Nedeni” başlıklı yazısı nedeniyle evrimsel psikoloji, sosyoloji nedir bilmeyen, bilimin bir tür toplumsal kurallara bağlı kalabileceğini düşünen -eminim makaleyi de okumamış- bir güruh tarafından topa tutuldu. Bunu feminist blogların bol östrojenli yorumları izledi. Durum öyle bir hal aldı ki, birçok feminist site cahillikte bir çığır açarak evrimsel psikoloji BİLİMİNİN seksist, gereksiz, saçma olduğunu iddia etti. Bütün bu baskılara dayanamayan Psychology Today, toplumun hoşlandığının değil gerçeği aramanın bilim olduğunu unutarak, Kanazavanın işine son verdi. (daha&helliip;)

Bizim Büyük Çaresizliğimiz

separation[1]

Laiklik, Fransa’ya ait bir terim olup Türkiye’de de uygulama alanı bulmuştur.

Sekülerizm veya laiklik gibi kavramlar –kavram olarak eski olsalar da– aydınlanma dönemiyle  birlikte anılırlar. Türkiye’de neden laikliğin aptal bir formunun uygulandığını ve toplumun neden bu durumu sindiremediğini anlamak için sekülerizmin ortaya çıkışını iyi irdelemek gerekir. Bu aslında üzerine yüzlerce kitap yazılmış bir konu fakat kısa bir yazıda genel bir fikir vermesi açısından irdelenmeli. (daha&helliip;)

İslam ve Toplum -I-

WOMAN CANEDİslam diğer bütün dinler gibi toplumsal yaşamı düzenlemeyi amaçlamış bir dindir. Bütün dinlerde olduğu gibi, bireysel değil toplumsal olarak yaşanır. Biz yani Türkiye, reform, aydınlanma gibi dönemleri yaşamadığımızdan, İslamın laiklik ya da sekülarizm ile uyumlu olduğunu düşünüp duruyoruz. Oysa durum bunun tam tersidir.(Not: Bu yazı okunduktan sonra agnostik.org’daki şu yazı da okunursa gölgede kalmış noktalar daha net görülür.)

(daha&helliip;)

Doğal, Doğru Demek Değildir

no_sexism_mousepad-p144162986263884245eng3t_400[1]

Bundan önce çevirdiğim bütün Satoşi Kanazava yazılarında evrimsel psikolojik bir perspektif göze çarpmıştır. Yazılan yazıların çoğu –özellikle feministlere- seksist gelebilir. Fakat Satoşi Kanazava’nın daha ilk yazısında açıkladığı gibi, “If truth offends, It’s our job to offend” yani “Gerçekler güncediriyorsa, gücendirmektir işimiz.” prensibi bilimsel araştırmanın temel düsturu olmalıdır. Politik doğruculuk gibi terimler sosyal yaşamın içerisinde pekala var olabilirler; fakat bilim doğruyu değil gerçeği arar.  (daha&helliip;)

%d blogcu bunu beğendi: