halleluyeah

Başlangıç » sosyolojik » İslam, Doğamıza En Uygun Dindir: Çocuğa Yatırım ve Tesettüre Evrimsel Bakış

İslam, Doğamıza En Uygun Dindir: Çocuğa Yatırım ve Tesettüre Evrimsel Bakış

1_k Uzun süredir kafamda netleştirdiğim bir görüş var: “İslam, insan doğasına en uygun dindir”. Böyle düşünmemde etken olan tonlarca İslamî kural var; fakat bugün -üzerine daha önce de yazdığım bir konu olan- çocuğa yatırım konusuyla bağlantılı olanını, tesettürü yazmak istiyorum. Başlamadan önce “Doğal, Doğru Demek Değildir“, “Çocuklar Soyadlarını Annelerinden Değil Babalarından Almalıdır” başlıklı yazıların okunması gerektiğini düşünüyorum. Bu yazılarla vermek istediğim manayı özetleyerek başlayacağım; fakat detaylı bilgi almak için bu yazıların okunması önemli diye düşünüyorum. Başlayalım…

Çocuklar soyadlarını babalarından almalıdır diyor Satoşi Kanazava. Neden? Çünkü bir çocuğun annesini bilmek konusunda sıkıntı yaşamazsınız. Çocuğu 9 ay boyunca karnında taşıyan kadın, annedir. (Modern bazı yöntemler konu dışı, burada evrim tartışıyoruz.) Bu konuda herhangi bir şüpheniz olamaz, zira çocuğu başka yerde yapıp kadının karnına yerleştiremezsiniz. Fakat babayı hiçbir zaman kesin olarak bilemezsiniz; çünkü annenin aksine baba, çocuğun kendisinden olduğuna dair gebelik gibi kesin arzeden bir özelliğe sahip değildir. (Dna testi vs yine konu dışı) Üremenin temel amacı, bireylerin genlerini bir sonraki nesle aktarma içgüdüsü olduğuna göre babanın netleşmesi çok önemlidir.

%C3%87ocuklar-dua-%C4%B0slam-bir-ya_4a43b0131a184-p[1]

Başlığı çocuğa yatırım diye attım zira genlerin aktarımı, sadece doğumla biten bir süreç değildir. Çocuğun doğumundan sonra özellikle baba, çocuğa maddi yatırımda bulunacaktır. Bugünün diliyle konuşursak, çocuğunun en iyi okullarda okumasını sağlayacak, özel öğretmenler tutacaktır. İnsanların çocuklarına yaptıkları bu büyük yatırımların sebebi içgüdüdür. Bir önceki paragrafı hatırlayarak buradaki açığın görülmesi gerekiyor. Seçen değil, seçilen olduğu için, ömrü boyunca çalışmak ve sosyal bir statü kazanmak zorunda olan erkek, doğal olarak da çocuğa yapılan maddi yatırımın yükünü çekecektir. Dişi birey, seçen olmanın avantajı ile sosyal statü elde etme yarışında değildir. Dolayısıyla çocuğa yapacak maddi bir yatırımı yoktur. Erkek birey, yatırımı genlerinin aktarılması nedeniyle yapacak olduğundan dolayı, çocuğun kendisinden olduğundan emin olmak ister. Bu istek öyle büyük bir şekillendiricidir ki, toplumun bütün kurallarını etkiler. Soyadı örneğinde olduğu gibi. Çocuklar erkeğin soyadını taşır çünkü anne %100 olarak bellidir. Dişi, evlenince erkeğin soyadını alır, erkeğin ailesine dahil olur yani erkeğin gen frekansındanmış kabul edilir.

burkas[1]Pekala, bunu tesettürle hatta İslam ile ne alakası var? Erkek sahibi olduğu dişinin -doğacak çocuğun kendisinden olduğunu garantilemek adına- tek sahibi olmak ister. Bunun için dişinin dış dünyaya -erkeklere- hoş görünmemesi, bir erkeğin arzulamayacağı biçimde giyinmesi gerekir. Hemen ufak bir google araştırması ile Kuran’da tesettür ile ilgili olan ayetlere bakalım. (Bundan sonraki mealler İslam dünyasının gördüğü son büyük Türk alimi olan Elmalılı’nın sadeleştirilmiş çevirileridir.)

Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar; görünmesi zaruri olanların dışında zinetlerini açmasınlar ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar; zinetlerini, kocalarından veya babalarından yahut kayınbabalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut kardeşlerinden yahut kardeş oğullarından yahut kız kardeş oğullarından yahut kendi kadınlarından yahut sahibi bulundukları cariyelerden veya uyuntu (şehvetten yoksun) erkek hizmetçilerden veya henüz kadınların şehvet uyarıcı taraflarından habersiz çocuklardan başkasına göstermesinler; gizledikleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey mü’minler, hepiniz Allah’a tevbe edin ki, mutluluğu bulabilesiniz.

Nur/31. Görüldüğü gibi burada Allah, mümin kadınlara ırzlarını korumalarını, zinetlerini (ilgi çeken, kadınlık göstergesi olan vücut bölümleri) ANCAK VE ANCAK aileden olan kişilere yahut cinsel olarak aktif olmayanlara gösterebileceğini söylüyor. Bunların dışındakiler ise kadın için potansiyel eş statüsündedirler ve kadının bunlara belli yerlerini göstermesi yasaktır. Bu belli yerler tanımını biraz açalım.

Genel İslami anlayışa göre kadının başını örtmesi gerekir. Burada özellikle bir saç vurgusu var. Peki neden? “Erkek saçtan tahrik olmaz ki” diyenleri görebiliyorum. Fakat gerçek, tahrik kelimesinin de ötesinde. Saç, cinsel seçilim döneminde bir erkek için oldukça önemli. Uzun, sağlıklı, parlak saçlara sahip dişiler, erkekler tarafından daha sağlıklı, anaç görülüyor. Neden böyle göründüğü ayrı bir yazının konusu ama saçın eş seçiminde içgüdüsel bir önemi olduğu yadsınamaz. Hatta, Satoşi Kanazava’ya ve evrimsel psikologların çoğuna göre, sarı saçın daha çekici bulunmasının altında da bu yatıyor. Sarı saç daha parlak gözüktüğünden daha çekici bulunuyor. (http://www.thesun.co.uk/sol/homepage/features/3256348/I-cant-help-liking-blondes-its-evolution.html) Bu cinsel seçilim eninde sonunda genlerimize de yansıyor. Örneğin dişi bireyleri bulundurdukları östrojen hormonu açısından sıralarsak, sarışınlar birinci, kızıllar ikinci ve esmerler üçüncü çıkıyor. Saçın renginden örtülmesine dönersek, uzun, sağlıklı ve parlak saçlara sahip bir kadını gören erkek, kadının eş olarak uygun olduğunu düşünecektir. Başörtüsü bu sorunu ortadan kaldırıyor.

Diğer bir örtünme kuralı ise vücut hatlarını belli etmemek. Bunun için İslam kadınlara vücudu boğazdan topuklara kadar saran geniş entariler öneriyor. Neden geniş? Şu yüzden, büyük meme ve büyük kalça cinsel seçilimin en önemli iki parametresidir. Büyük kalçalara sahip kadının, doğum açısından, büyük memelere sahip kadının ise emzirme açısından daha şanslı olacağı erkek zihnine yerleşmiştir. Dolayısıyla büyük kalçalara sahip bir kadın eğer dar bir elbise giyerse, bu kalçasının büyüklüğü belli olacak dolayısıyla bunu gören erkek onun ideal bir eş olduğu kanısına varacaktır. İslami örtünme kurallarıyla bu da önlenmiş oluyor.

İslamda örtünmenin daha fazla kuralları vardır eminim, muhtemelen incelense evrimsel psikoloji açısından da daha bir sürü tespit çıkacaktır ama yazıyı burada kesmek istiyorum zira ana konuyu anlatabildiğimi düşünüyorum. Erkekler, çocuğun kendilerinden olduğunu bilmek ihtiyacı içerisindedirler. İslam ise, “İnsan doğasına en uygun din” olduğundan; kadınların cinsel seçilimde öne çıkan vücut bölümlerini kapattırmış, dolayısıyla kadının başka biriyle ilişkiye girme ihtimalini aza indirmiştir. Bu erkeğin bu içgüdüsüyle doğrudan ilgilidir.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: