halleluyeah

Başlangıç » din » Ateizm-Dini İnanç Konusu Hakkında

Ateizm-Dini İnanç Konusu Hakkında

http://www.mustafaakyol.org/bilim-din-ve-ateizm/ateistlerin-inanci/

Öncelikle belirtmek isterim ki yazım Star Gazetesi yazarı Mustafa Akyol’un konu hakkındaki yazısına cevaben yazılmıştır. Yazıdan önce Mustafa Akyol’un ilgili yazılarının okunmasını daha sağlıklı buluyorum.

Ateizm yaygın kanının aksine bir inanç değildir. Tanrının yokluğu konusunda bir yargı bildiriyor olması, ateizmin iman gerektirdiği anlamına gelmez. Ateizm tıpkı sigara içmemenin bir bağımlılık,  halı sahaya gitmemenin bir spor, kelliğin bir saç rengi olmaması gibi bir inanç olarak değerlendirilemez. Çünkü nesnenin “olmama” eğiliminin bilincindeki kişinin dünyayı yorumlama biçimidir. Ateizm aynı zamanda dinsel inanç dediğimiz yükümlülüklerden de uzak olmasıyla inanç kapsamının dışına çıkan bir bakış açısıdır diyebiliriz.

Agnostisizmle bağlantısını ise çok kısa değerlendirmek gerekirse, agnostisizm bilimsel ve materyalistik bir bakış açısı iken, ateizm tanrının varlığı konusuna daha felsefi olarak yapılmış bir açıklamadır.

Yine aynı yazısında Mustafa Akyol, inanç ile dogmatiklik arasındaki büyük farkı da görmezden geliyor. Dogmatiklik, ele geçen bilgilerin sorgulanmadan, doğru ve yanlışlığının test edilmeden kabul edilmesidir. Ateizmi bir inanç olarak değerlendirmeniz durumunda dahi, bir teist inancı gibi “dogmatik” hale getirmeniz imkansızdır.

Ateizm teist inançlara karşı muhalif ve sorgulayıcı bir eğilim sonucu ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda ateizm “dinine” mensup biri eğer ki bu bakış açısını bilimsel temele oturtarak kazandıysa, zaten gerekli kanıt ve bilgiler eline geçtiğinde her türlü düşüncesinden vazgeçmeye hazır bir kafa yapısındadır.

“İnançlar kamusal alana girmemeli” lafıyla kastedilenlerin sadece ilahi dinlerin dışlanmasından dert yanan Mustafa Akyol’un yine kaçırdığı nokta ise ateizmin, diğer inançlar gibi (türban, peçe v.b) yükümlülükler içermediği. Mustafa Akyol ise ya toptan ateistler de yükümlülüklerini yapmasın sembolik giyinmesin diyor, ki böyle birşey olmadığından haberdar değil ya da inançların kamusal alana girmemesi ile inananların kamusal alana girmemesi arasındaki farkı anlayabilmiş değil. Militan dindarlar ifadesini, yorumlamasında “inanca sahip tüm insanlar”a çevirmekte hiçbir sakınca görmeyerek Prof. Dr. Celal Şengör’ün bana göre de hatalı olan düşüncesini, çok temelsiz bir şekilde eleştiriyor.

Ateizmin, bilimsel düşünce yönünden 20.yy’dan itibaren zayıfladığını söyleyerek ve hatta daha ileri gidip bilimin bir tanrı kavramına insanları yönelttiğini belirterek ise çok büyük bir hataya imzasını atıyor Mustafa Akyol. 20.yy’ın ikinci yarısında fizik alanında elde edilen bulguların tamamı evrenin oluşması için yaratıcı kavramına gerek olmadığını işaret ediyorken,  evrenin oluşumunda tanrının rolü vardı diyen sayılı fizikçilerden biri olan Stephen Hawking, son kitabını tamamen bu konuya ayırarak neden evren oluşumunda tanrıya ihtiyaç duyulmayacağını tek tek açıkladı.

“Allah’a inanan bilim adamları” ifadesi için ayrı bir paragrafa ihtiyaç duydum. Çünkü özellikle toplumda Allah ve tanrı kelimelerinin kullanımında büyük hatalar yaşandığını düşünüyorum. Allah ifadesi tamamen İslami bakış açısını simgeleyen ve Arapça “tanrı” anlamına gelen bir kelimedir. Tanrı kavramı yaratıcının “genel” adıdır. Yani Allah’a inanan bilim adamları, müslüman bilim adamlarını ifade ediyorken, tanrıya inanan bilim adamları ise yaratıcı kavramını kabul eden bilim adamlarını sembolize eder.

Tanrı kavramına inanan bilim adamlarının, ateist bilim adamlarına oranla sayılarının çok az olduğunu belirtmek sanırım burası için önemli olacak. Aynı zamanda İngiltere’de üst düzey akademisyenlik yapan ve tanrı kavramına geleneksel teistik manada inanan üç isim vardır, Peacocke,David Stannard ve John Polkinghorne. Ayrıca Mustafa Akyol’dan Anthony Flew dışında ateistliğinden geri dönerek teist veya deist olan bir bilim adamı ismi zikretmesini de rica edeceğim mümkünse.

Nature adlı ünlü bir dergideki 1998 seneli Larson ve Witham imzalı araştırma, Amerikan bilimadamlarından Milli Bilim Akademisi’ne seçilenlerin yalnızca %7’sinin kişileşmiş bir tanrıya inandığını gösterir. Yani %93’ün ateist olduğu anlamına geliyor. Tüm bilimadamları düzeyindeki bakış açısında ateizm oranı %60’a, Amerikan toplumunun tamamına baktığınızda ise %10’a düşer.

Amerika’daki Milli Bilim Akademisi’nin İngiltere’deki dengi Krallık Ailesi’dir. Elizabeth Cornwell ve Michael Stirrat’ın Krallık Ailesi Üyelerinin dinsel fikirleri hakkındaki araştırmasının ortaya koyduğu sonuç ise Larson ve Witham’ınkiyle paraleldir. Katılımcılara 1’den (güçlü red) 7’e (güçlü onay) kadar oy vermeleri istenerek din ve tanrı konusu hakkındaki görüşleri soruldu. Üyelerin yalnızca %3.3’ü insan suretinde bir tanrı olduğu fikrine tam bağımlılık gösterirken, %78.8’i tanrının yokluğu konusunda fikir belirtti.

Ateizm ve teizmin psikolojik eğilim açısından incelenmesi ise Mustafa Akyol’un sandığı gibi yeni bir olay değil. Zaman zaman her iki eğilim açısından da çeşitli araştırmalar yapılıyor olmasına rağmen, Benjamin Wiker’ın hedonizm(hazcılık) ve ateizm arasındaki ilişkiyi incelemesiyle artık “ateizmin rafa kalkmasını” nasıl ilişkilendirdiği gerçekten merak konusu.

Ateizm üzerinden yapılan “psikolojik sıkıntılı arkadaşlar bunlar” ya da “sıradışı ve güçlü hissediyorlar işte” şeklindeki eleştirilere zaten alışmayan kalmamıştır. Konu ateistlik olsun ya da olmasın herhangi bir bakış açısını en hafif tabirle ergenlik ya da ilgi çekme çabası sebebiyle muhalif olma isteği şeklinde yorumlamak gerçekten çok büyük bir özgüven gerektiriyor.


18 yorum

  1. irr4ligion dedi ki:

    güzel.

  2. igunal dedi ki:

    konu hakkıdna düşüncelerinize katılıyorum güzel.
    http://konusu.tk/ olarak takip ediyorum

  3. exhorder dedi ki:

    katılıyorum.

  4. irr4ligion dedi ki:

    güzel..

  5. serkan dedi ki:

    allah cc vardır bunun meailini kıyamet gününde anlayacaksiniz ölende kabrinde allah’u teala o kadar sabırlıkı bazi ateistlerin sözcüğü şu oluyor madem allah varsa neden kendini bize göstermiyor bizimle saklambaç oyunumu oynuyor diyisi bende sizlere soruyorum ateistler hollanda kenti ineğe tapiyor tanrıları onlar bizse tanrlarini yiyoruz bu inanc dahamı mantikli yoksa allahın verdiği büyük kudretmi. insan oğlu ana rahminde pc değilki program atilsin bi arkadasimiz insanin yaratilisini pc ile eşlestiriyor bu kadar zavallısınız iste allah cc insanlara programlama yükleyip dünyaya göndermiyor sen robot ve makina değilsin programla yüklenip hareket edesin allah cc sana zorla namaz kıl demiyor kurana inan demiyor insani tarattı akıl verdi secim senin allahu akbar… günümüzde güneşe. ineğe. putlara. suya. vs. tapan allah yardimcini olsun oki güneşi aksamdan gündüze ayirandır göklerden yagan yağmurların sahibidir yer gök onundur bütün canlı ona zikir ederken sizlerin gözleri ne yazıkkı puta cevrilmis kendin inşaa ettiğin taşa tanrı diyorsan vallahi bizde allahımızın o sabrina dayanara sizleri mahserde görmemizi nasip eylesin allah birdir ondan baska ilah yoktur hz muhammed sav onun elcisidir

  6. exhorder dedi ki:

    Mustafa Akyol, bence bu ülkeye en gereksiz “gerici” ve “liberal” aydınlardan birisidir. bir kişi, nasıl olupta hem liberal hem gerici olabilir. Ekonomide serbest piyasa ve liberalizmi, siyaset ve ideolojide ise dini ön plana çıkararak.

  7. irr4ligion dedi ki:

    türkiye’de dinsizliğin her türü büyük risk taşıyor, ama ateizm çok daha büyük bir risk taşıyor nedense.

  8. dontquestionmyheart dedi ki:

    semavi dinlerin bir bütün içinde oluştuğu ve sumer mitolojisinden itibaren birbirinden evrimleşerek ortaya çıktığı konusunda hemfikirim. fakat bir hristiyan ya da yahudi gözünden baktığınızda söylediğinizi kabul etmek imkansız. hatta bir yahudi “biz demiştik” temalı bir nutuk dahi çekebilir islam yanlış o zaman musevilik yanlış dediğinizde. biraz fazla basite indirgedim ama bahsettikleriniz detaylarını anlayabiliyorum ve sizinle aynı bakış açısında biri olarak kısmen katılıyorum. ama bu söyledikleriniz kanımca, herhangi bir teisti ikna etmek açısından yeterli değil.

    bütün dinlerin ateizme doğru evrildiği tespiti kesinlikle haklıdır katılıyorum. hayatımızda temel aldığımız referans noktalar değiştikçe doğal olarak her taş oynarken bunlardan biri de dindir pek tabiki.

    aslında kültür farkları sebebiyle buradaki dine muhalif hareketin çok daha yavaş hareket edeceğini tahmin etmek zor değil. gerçi hala hristiyanlık düzeyinde de ağır katolik kesimlerde bu hareketin ne derece etkili olduğu ve olabileceği de tartışma konusu.

    deizm, panteizm ve agnostisizm hakkındaki yorumlarınızda biraz kafam karıştı. yani din ve ateizme göre değerlendirdiğinizde ortada kaldıkları doğru. ve genellikle bir tarafa meyilli olmakla sonuçlandıkları da. fakat seçmeci yolla oluşturmalarının neden onları yanlış kıldığını anlamış değilim. ya kişisel olarak sorarsanız ben de panteizm ve deizmi aynı nedenden dolayı mantıklı bulmam fakat neden bunun yanlış olma sebebi olduğunu merak ettim.

    agnostisizm din felsefesinde yanılıyorsam düzeltin gnostisizm (mistikçiliğin) karşıtı bir etimolojik kökeni olsa da tanrının varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceği temeline dayanıyor. hatta düşününce ateizmden daha maddeci olduğunu bile söyleyebiliriz. ateist insanlar bu düşüncelerinin temelini eldeki fikirlerin tümevarımlarına dayanırken agnostik bir insan bunun asla bilinemeyeceğini çünkü görülemeyeceğini söyler.

    yine richard dawkins’le devam edeceğim. eğer bilinemezciliği Uygulumada Geçici Bilinemezcilik olarak ele alırsak tam olarak kendimi adlandıracağım durum budur. Fakat Prensipte Sabit Bilinemezcilik olarak ele alırsak tabi ki fazlasıyla iddialı. Kısaca açıklamak gerekirse Uygulumada Geçici Bilinemezcilik “yeterli kanıtın şu an olmadığı, daha sonraki zamanlarda konunun tam olarak netlik kazanacağı” düşüncesiyken Prensipte Sabit Bilinemezcilik “bu konu hakkında hiçbir zaman yorum yapılamayacağı iddiası”.

    ben bu konu hakkında gelecekte bulduğumuz bulguların bizi daha net bir noktaya götüreceğini söylüyor fakat şimdilik ateizm meyilli agnostisizmin en mantıklı tercih olduğunu düşünüyorum.

    • exhorder dedi ki:

      insanların, yani mesela verdiğiniz örnekteki gibi musevilerin kendi subjektif bakış açıları ile ne dediğinden önemlisi, somut ve nesnel durumun ne dediğidir. islam dini kendisinden önceki iki tektanrıcı dinin bütün eksikliklerini gidererek dinlerin evrimini tamamlamıştır. zaten bunun farkında olan muhammed bu yüzden “ben son peygamberim ve islamda son dindir” demiştir. ama muhammed’in bilmediği şey ilerleyen yüzyıllarda ateizmin çıkarak islamda doruğuna ulaşmış olan din fenomenini çürüteceği ve ikona haline getireceğiydi.

      seçmecilik, kararlı ve içinde tutarlı olan karşıt grupların “hoşa gitmeyen” bölümlerinin elemine edilerek geri kalanların birleştirilmesinden ortaya çıkar. bu yüzden yapaylık kendisini kolayca hissettirir ve gerçekle, yani somutla ilişkisi olamaz. çünkü gerçek karşıtlardan birisi üzerine kuruludur, bunuda pratik deney doğrular.

      agnostisizm, amprizm ve ampriokritisizm gibi duyumculuk felsefesi ile aslında üstüörtük ilişkisi olan ve çoğunlukla anglosakson aydınlarında rastlanan bir eğilim. kökeni ontolojik felsefededir agnostisizmin. materyalizm ve idealizm karşıtlığında bir ortayol bulma çabası güder. darwin ve spencer’da ateist değil agnostiklerdi.

      insanların “ateizm eğilimli agnostik” düşüncesini, her şeyi basit gözlemlerle açıklama isteklerine bağlarım daima. bu teorik düşüncenin yoksunluğundan ve tümvarımcı, tüm dünyayı gözlem temelinde ispatlama dürtüsünden meydana çıkar. böylece ne varlığın kökenini, ne bilginin ne de tanrının varolup olmadığının bilinemeyeceğini düşünürler. agnostisizm’in inançtan ziyade düşünce şekli olduğunu iddia edenlere rastlamıştım, ama bana göre kararsızlıktan başkası değil.

      • dontquestionmyheart dedi ki:

        musevilerin ya da genellemeyle teistlerin düşüncelerinden ziyade somut ve nesnel yargıların değerlendirilmesi gerektiği konusunda haklısınız fakat konu bahsettiğiniz gibi elle tutulur ayakları yere basan bir konu değil. bu sebeple bir musevi de kendi dininin gerekleri ve söylediklerinin sınırlarında davranıp sizin görüşlerinizi aynı şekilde değerlendirebilir. umarım buradan dinlerle ateizmi aynı kefeye koyduğum anlamı çıkmaz, çünkü anlatmak istediğim kuran yanlışken diğer semavi dinlerin yanlış olduğuna kanaat getirmenin çok yetersiz bir düşünce olduğu.

        gerçek tabi ki karşıtlardan birinin üstüne kuruludur. bu çok normal. ama agnostisizm sizin düşündüğünüz gibi hem tanrı var hem tanrı yok demiyor ki. deizmi belki dediğiniz eleştiri sebebiyle safdışı edebilirsiniz ama konu hakkında yeterince bilgi bulunmadığının iddiasıdır sadece agnostisizm.

        pek tabiki evrim teorisi başta olmak üzere bilimin genel rotası bizi ateizme götürmekte. bu elde ettiğimiz bulgulardan ve buradan yaptığımız tümevarım çıkarımlarından ortaya çıkıyor. fakat aksi bir adım atılmayacağını söylemek bence fazla iddialı. ben tanrının varlığı ya da yokluğu hiçbir zaman bilinemez deseydim kararsızlık yolundaki eleştiriniz haklı olurdu. ama ben agnostisizmi ŞU AN bu konu hakkında ortaya yeterince net konuşabileceğimiz kanıtların olmamasının samimi bir itirafı gibi görüyorum. zaman içerisinde belki de bunu kesinleştirebilecek şeyler elde edebiliriz. ateizm meyilli dememin sebebi pek tabi ki tek kelimeyle bilimdir.

  9. dontquestionmyheart dedi ki:

    tanrıdan ayrı bir din olgusundan bahsetmemiştim zaten. budizmi nasıl değerlendireceğimiz konusunda emin değilim ama bu şartlarda katılıyorum. elde olan din anlayışlarının hepsi de tanrı fikri üzerine farklılaşan yapılar zaten evet.

    fakat dinsiz tanrı anlayışını neden bu kadar küçümsediğinizi anlayamıyorum. diyorsunuz ki kuran’daki çelişkileri gösterirsek evrenin yaratılmadığını kanıtlamış oluruz. bence bunlar kesinlikle hatalı bakış açıları. eğer kuran’daki çelişkilere bakarak ulaşabileceğimiz bir sonuç varsa, bu kuran’ın tanrı profili olan allah’ın evreni yaratmamış olduğudur.

    ayrıca ateizm sizin dediğiniz şekilde incelenseydi, dünyadaki gelmiş geçmiş tüm din profillerini inceleyip çelişki bulmak gerekirdi. ben toptan tanrı kavramını dışarı çıkaran genel yargıların bu konuda daha önemli olduğunu söylüyorum. ve bi insanın müslüman olmaması ile ateist olması arasında çok fark var. yine aynı yerde tıkanıyoruz. siz tanrı profillerini reddetmenin yeterli olduğunu düşünüyorsunuz ateizm için ben toptan tanrı kavramının reddinden bahsediyorum.

    • exhorder dedi ki:

      hoş noktalara değinmişsiniz. ama bence dinlerin hepsini ayrı ayrı tek tek ele almakta yanlış. dinlerin hepsi ortak kökenden türeme. darwin’in evrim kuramını alıp dillere ve dinlere de uyarlayabiliriz aslında. dinler arasındaki bu soyağacı sümer mitolojileri ile tevrat, incil ve kuran arasındaki ilişkilerde bile göze çarpıyor. yerel olarak ayrı ayrı başlamış bir dinler silsilesi yok toplumlarda. bunların hepsi kökensel ortaklığa sahip, çoktanrılılığın evrimi tektanrıcılığı ortaya çıkardı. ilk tektanrıcı din musevilik, sonra üçlü teklik temelinde hristiyanlıkta ve en son islamda cisimleşti. yani islam dini aslında dinlerin tarihsel evriminin doruk noktasıdır. dinler, kendi içerisinde barındırdığı hataları ve yamaları islamın ortaya çıkışına kadar tedricen gidermeye çalışmış ve sonunda onu tek alt edebilecek gücün ateizm olmasına değin yetkinleştirmiştir. müslümanların ateizme katlanamamasında ve en büyük tehlike olarak ateizm ile materyalizmi görmelerinin ardında bu sebep yatar. diğer tektanrıcı dinler, yani islamın evriminde atası rolü üstlenen musevilik ve hristiyanlıktada bunlar gözlensede islamdaki kadar etkili değildir.

      bu nedenle kuran ve islamın çürütülmesi demek, zaten diğer dinlerin otomatik olarak çürümesi ve din kavramının ortadan kalkması demektir. batı daki ateist ve materyalist aydınların, hristiyanlık temelinde yürüttükleri hareket büyük oranda başarıya ulaştı. ancak islam dini “uyuyan ajan” modunda durduğu bu aydınlanma sürecinde, şimdi batıya yüklenerek kendisini hristiyanlık üzerinden oluşturmuş ateizmin yerine ikame etmeye çalışacak/çalışmaya başladı da. bu nedenle islam dininin inanıldığı coğrafyada bir anti-islami ateizmin ortaya çıktığını da görebilmekteyiz.

      deizm, panteizm ve agnostisizm gibi olgular bence elle tutulur yanları olmayan, karşıt iki kamp yani ateizm ve din, materyalizm ve idealizm arasında kalan, karşıtlardan birine kaymaya meyilli durumlardır. ayrıca fazlaca eklektik, seçmeci ve voluntarist (iradeci) anlayış sözkonusu. oysa dünya yorumu ya tamamen somut ve nesnel analiz üzerinden yürüyen deterministik ateizm ile materyalizmin, ya da tamamen ruhçu öğreti üzerine kurulan idealist ve dinsel yorum üzerine kurulmalıdır diye düşünmekteyim. örneğin panteizmi ele alırsak, materyalizmin maddeciliği ile idealizmin tanrıcılığını eklektik yani seçmeci yolla birleştirme gayesi güder. deizm, ateizmin dinsizliği ile teizmin tanrısını birleştirme gayesi güder. agnostisizim ise aslında din felsefesi ile ilgisi olmayan, varlı kfelsefesinde idealizm ile materyalizm arasında kalanların, varlığın neyden ibaret olduğunun “bilinemeyeceğini” öne sürenlerin düşüncesi idi. agnostisizmi, varlığın ve bilginin nereden kaynaklandığının asla tespit edilemeyeceğini öne sürenler olarak görmek daha doğru olur. tabi din felsefesinde de agnostisizm kullanılmıştır. ancak muhteviyatı biraz farklı.

  10. dontquestionmyheart dedi ki:

    deizmin eleştirel pek fazla ögeye dayanmaması derken kastım aslında sizinkine yakındı. yani sizin kadar sert olmasam da deizmin dinleri reddederken gökten inmeci bir çözüm sunması gerçekten tutarsız.

    ateizmin başlangıç noktasında sadece tanrı-din bütünlüğünden yararlandığı ve hatta dinden daha çok faydalandığına katılıyorum. ama tanrının yokluğundan bahsederken bunun sonunda dinlerden soyutlanmış bir tanrı eleştirisine sahip olması gerektiğini düşünüyorum. çünkü elimizdeki dinler tanrıları belli rollere sokarken ateizm toptan tanrı kavramına karşı çıkılması durumu.

    mesela richard dawkins sizin bakış açınızla ateizmini teistlere “sizinkinden sadece bir fazla tanrıya inanmıyorum” diyerek açıklıyor. aslında fikir olarak dinleri tanrıyla bütün olarak mantıklı duruyor. ancak ateist bir insanın tanrı hipotezine toptan karşıt olmasının dinden soyut sebepleri olmak zorunda. sadece eldeki eski dinlerin yetersizliği sebebiyle ulaşabileceğiniz nokta tam olarak ateizmin bulunduğu yer değil. tanrı kavramını reddetmekle mevcut tanrı profillerinin tamamını reddetmek arasında fark olduğunu düşünüyorum.

    • exhorder dedi ki:

      kendi başında kurumsallaşmış bir din olgusu yok. tanrı=din dir. tanrısız din olmaz, bir inanç içinde tanrı yoksa o artık din olmaktan çıkıp ideoloji ya da felsefe haline gelmiş demektir. örneğin budizmin bazı ekollerinde tanrılara rastlanmaması onu din olmaktan çıkarıp uzakdoğu felsefesi durumuna sokmakta. aynı şekilde dinsiz tanrı anlayışı da mümkün değildir, bu bağlamda öncekine ironi olarak din=tanrı dır da diyebiliriz. dinler her ne kadar ritüeller ve ibadetler barındırsalar bile, inançla doğrudan alakası olmayan bazı yapılar oluştursalarda, esas olarak dinler “tanrı düşüncesi” nedeniyle ortaya çıkmış ve bununla ilişkili, bundan neden alan olgulardır. bu sebeple mesela, kuran ayetlerindeki çelişkileri göstererek evrenin yaratılmadığı sonucuna da ulaşılabilir. bu evrenin oluşup oluşmadığının ya da oluştuysa bile nasıl oluştuğunun durumu değiştirmesi sözkonusu değil.

  11. dontquestionmyheart dedi ki:

    dinlerden soyut bir tanrının (deizm) gücü yok derken kastınız eleştirel pek fazla ögeye sahip olmaması ise kesinlikle katılıyorum. zaten bu sebeple deist ve ateist bir insanın hayatının referans noktalarında, temel aldıkları parçalarında pek fazla fark olacağını da sanmıyorum haklısınız.

    fakat yine de ateizmin salt tanrının varlığına yönelik bir eleştiri olduğu kanaatindeyim. tabi ki ateist birinin eleştirdiği tanrı rolleri çok büyük oranda dinlerin ortaya çıkardığı standartlar üzerinden yürüyecektir ve bu eleştirilerin dinlerin etkisinden bağımsız ortaya çıktığını düşünmek yanlıştır. ancak dedik ya ateizm daha felsefi bir tarafta kalıyor diye, iişte ateizmin bu fikir açısından deizmden ayrıldığı yerler mutlaka olacaktır. bu sebeple genelleme yaptığımızda tanrı fikrine karşı muhalif bir fikir olduğunu söylemek daha sağlıklı olacaktır. yoksa pratikte ateizmin tanrı eleştirisini dinler üzerinden yaptığı kesinlikle doğrudur.

    • exhorder dedi ki:

      ben orada deizmi kastetmemiştim. benim bahsetmek istediğim tanrı ve din ikilisinin bölünmez bütün olduğu ve ayrı ele alınamazlığı idi. bu bağlamda söylediklerinizin tam aksine deizmin tutarsız ve gereksiz bir akım olduğunu düşünmekteyim. ateizminde tanrı eleştirisini, bu tanrının doğrudan bağlantılı olduğu din üzerinden gerçekleştirmesi gerektiğini, tek başına tanrıyı soyutlayarak eleştirinin bir işe yaramayacağına dair fikirdi.

  12. exhorder dedi ki:

    aslında dinlerden ayrı soyut bir tanrı kavramının herhangi bir gücü yok. bu nedenle ateizm salt tanrının varlığına yönelik eleştirel yaklaşım değildir. ateizm esasen dinlerin eleştirilmesi üzerine kurulu olmalı. tek başına bilinmeyen bir x ile mücadele etmek akla yatkın değil. bu x in bilinen birşeye denk düşmesi olan dinlerdeki tanrı kavramı ele alınabilir nitelikte.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: